Savaşın Ortasında Yeşeren Filiz: Khaled Hosseini (Halit Huseyni)

0
345

BAHTİYAR KARA/BAŞKENTMUHABİRİ

Tacik asıllı bir Afgan olan Hüseyni, 4 Mart 1965’te Afganistan’ın başkenti Kabil’de dünyaya geldi. Alevilik inancını yaşamaktadır. Babası Dış İşleri Bakanlığı’nda görev yaptığı için işi gereği İran’ın başkenti Tahran’a yerleşirler. O vakitlerde Hüseyni 5 yaşındadır. Birkaç yıl sonra ise erkek kardeşinin doğumuyla Kabil’e geri dönerler. Onlar döndükten sonra da, 40 yıllık Afgan lideri Zahir Şah, kuzeni Davut Han tarafından düşürülür. Siyasi kargaşanın ortasında filizlenen bir yazar oldu kendisi. Yaşken eğildi, fakat meyveleri her dem taze. Sonraları siyasi baskılar sebebiyle babasının iş bulması üzerine Paris’e göç etmiş, 4 yıl burada yaşadıktan sonra 1980 yılında Amerika’dan siyasi sığınma hakkı alarak California eyaletinin San Jose kentine yerleşmiştir. Burada Amerikan vatandaşlığına geçmiştir.

Hüseyni, 1984 yılında Independence High School Lisesi’ni bitirdikten sonra Santa Clara Üniversitesi Biyoloji bölümüne kabul olmuştur. 1988 yılında mezun olan Hüseyni, ertesi sene Kaliforniya Üniversitesi Tıp bölümüne girmiştir. 1993 yılında cerrah olan Hüseyni, dahili cerrahideki ihtisasını 1996 yılında Los Angeles’taki Cedars-Sinai Medical Center’da tamamlamıştır.

Doktorluk serüveni ilk kitabı ‘’Uçurtma Avcısı’’ndan bir buçuk yıl kadar sonra sona eriyor. Hüseyni’nin göç dolu yaşamına değindiği bu kitap, büyük ses getiriyor ve kendisi bu çeşitlilik dolu romanını şu cümlelerle anlatıyor: “Çeşitliliği seviyorum. Bu bir tasarım konusu değil, romanlarımı planlamıyorum aslında. Hikayenin beni nereye götüreceğini, karakterlerin neler geçireceğini düşünmeden yazmaya başlıyorum. Hikaye geliştikçe karakterler ve olaylar şekilleniyor. İçgüdülerime çok güveniyorum. Kendimi hikayenin akışına bırakıyorum. İki kardeşin öyküsünü yazmaya başladıktan sonra ayrılmalarında en büyük rolü oynayan üvey anne figürünü sorgulamaya başladım, onu anlamaya çalıştım. Derken amca karakteri girdi devreye. Onu irdeledim. Hepsi bir koro gibi beni ve romanı yönlendirdi.”

Uçurtma Avcısı’nı Haris ve Farah isimlerindeki çocuklarına ve hayatta olmayan babasına ithaf eden yazar romanının karakterlerini ise şu cümleleriyle anlatır: “Belki tam olarak tanıdığım kişiler değil ama hayatım boyunca karşılaştığım, hakkında bir şeyler bildiğim, duyduğum kişilerden izler var hepsinde. Bazıları birkaç kişinin karışımı, kamplarda karşılaştığım Afgan mülteciler. Kamplarda 20 yıl geçirdikten sonra Afganistan’a dönen ve evlerine, topraklarına başkalarının yerleştiğini gören insanlar bazıları. Çoğu, evlerini tarlalarını kaybetme duygusunu ve gerçeğini yaşıyor.”

Hüseyni, Uçurtma Avcısı kitabını 2003 yılında yayınladı. Olayları gerçekliğinden uzaklaştırmadan masalsı bir anlatımla aktaran Hüseyni, ilk kitabıyla birçok ülkede çok satanlar listesine girmeyi başardı. Ayrıca bu başarı Hollywood’un da dikkatini çeker ve Uçurtma Avcısı, Marc Forsters tarafından sinemaya uyarlanır. Sonrasında ise Oscar’a aday gösterilir. Uçurtma Avcısı, Kabil’in Vezir Ekber Han bölgesinden bir Peştun olan Emir isimli çocuğun hikâyesini anlatıyor. Emir, çocukluk arkadaşı ve sütkardeşi Hasan’a ihanet edişini unutamamaktadır. Hikaye, Afganistan’da krallığın çöküşü, Sovyet işgali, ülkeden Pakistan’a ve Amerika’ya toplu göç ediş ve Taliban yönetimi gibi kargaşalı ortamında kurgulanmıştır.

 

Kitabın başarısıyla birlikte mesleğini bırakan Hüseyni, kendini yazarlığa adadı. İkinci romanı ‘’Bin Muhteşem Güneş’’, 22 Mayıs 2007’de piyasaya çıktı ve o da büyük bir ilgi gördü. Afganistan’daki kadınların Taliban yüzünden yaşadığı baskı ve şiddeti anlatıyor yazar bu romanında. Kadın karakterleri anlatmada çok başarılı olan Hüseyni’nin çok gerçekçi, ama bir o kadar da duygusal anlatım tarzı var. Afganistan’daki acıları masalsı ama çarpıcı bir dille anlatıyor.

Üçüncü ve sonuncu kitabı ‘’Ve Dağlar Yankılandı’’ ismiyle 21 Mayıs 2018 tarihinde yayınlandı. Bu romanı için: “Bu romanın konusu bir çocuğun kız kardeşine duyduğu büyük sevgi. İki kardeş çok küçük yaşta birbirlerinden zorla ayrılıyor, ikisi de bundan çok yara alıyor, özellikle de büyük olan erkek kardeş. Bu ayrılık romanın merkezi. Tıpkı bir ağaca benziyor hikaye. Bu ağaçtan çıkan dalların her biri bir öykü anlatıyor. Bir koro gibi, çoksesli bir sunum, romanı yazarken bu sesleri duydum sanki, her biri bana kendi öyküsünü anlattı ben de onlardan karakterler oluşturdum” sözlerini dile getiren Hüseyni, bizleri uzun ve keyifli bir yolculuğa çıkarıyor. Bu romanda ağırlıklı olarak insanların hayattaki farklı seçimleri konu ediliyor. Anne kız, baba oğul arasındaki farklı ilişkiler ön plana çıkıyor. Kimisi çocuğu için her şeyi göze alıp onu asla bırakmazken, bir başkasının tercihi onu terk etmek oluyor. Ayrıca onun romanlarından Afganistan’ı anlayabilir, orada yaşananları gerçekleşme sırasına göre öğrenebilirsiniz.

Başarılı yazar hayatına ve romanlarına ilişkin şunları aktarıyor: “Benim için bu değişiklik bir piyangoydu. Afganistan’dan çıkıp, başka bir ülkede yepyeni bir hayat kurma imkanım vardı. Pakistan’daki bir mülteci kampında yaşıyor olsaydım bu kitapları yazamaz, bastıramaz, yazar olamazdım. Okurlarımın romanlarımı beğenmesini yaşamı anlatmama bağlıyorum. Bunlar evrensel nitelik taşıyor. Okurlar, her sayfada kendilerinden veya çevrelerinden bir şeyler buluyor. Çünkü anlattıklarım yaşamın içinden ama farklı kültürler, ülkeler ve mekanlarla örülmüş hikayeler.”

Bütün kitaplarını mayıs ayında yayınlaması tevafuk mudur bilinmez, fakat Doğu’nun son dönemlerde yetiştirdiği en önemli yazarlardan biri kendisi. Dilindeki sadelik ve samimiyet okuyucuyu bağlıyor. Özgün anlatımıyla birleşen gerçeklik, okuyucuyu sıkmadan akıp gidiyor. Okudukça okuyor ve bitmesinden korkuyorsunuz. Hüzün koşturuyor her bir romanında atlılarıyla.

Başarılı yazar Halit Hüseyni’nin, yazarlığının yanı sıra; Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nde iyi niyet elçisi olarak mültecilere yardım ettiği de bilinmektedir. Hüseyni, halen Kaliforniya’da İran asıllı eşi Roya ve iki çocuğuyla birlikte yaşamaya devam etmektedir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here